Reyhanlı katliamı üzerine notlar/2 Sorumluluğu çaresiz göçmenlere yıkmak yanlış ve utanç verici

15.05.2013 Vatan

Reyhanlı katliamı üzerine notlar/2

Sorumluluğu çaresiz göçmenlere yıkmak yanlış ve utanç verici

Reyhanlı katliamını tartışmayı sürdürüyoruz. Önce, dün kısaca değindiğimiz Türkiye'deki Suriyeli mülteciler konusunu ele alıp ardından diğer başlıklara geçelim.

Hassas bir konu: göçmenler

Hatırlanacaktır geçen yıl Ağustos ayında Suriyeli göçmenlerin en yoğun bulunduğu Hatay, yaşanan bazı sorunlar nedeniyle medyanın ana gündem maddelerinden biri haline gelmişti. Hataylıların bir kısmı, kimi zaman ekonomik, kimi zaman siyasal, kültürel ve mezhepsel nedenlerle, ama en çok da güvenlik kaygılarıyla göçmenlerden şikayetçiydi. O günden bu yana yaşananlara baktığımızda mevcut sorunların çözülmek yerine daha derinleştiğini gördük. Bunun en başta gelen nedeni de kuşkusuz Beşar Esad rejiminin, Ankara'nın tahmin ve ümitlerinden çok daha güçlü ve uzun ömürlü çıkmasıydı. Olay yerinden bildiren meslektaşlarımıza göre Reyhanlıların çoğu saldırıdan esas olarak Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) ve dolaylı olarak da Suriyeli göçmenleri sorumlu tutuyorlar. Sanmıyorum, ancak Reyhanlı'nın hedef seçilmesinde, buradaki yerli nüfusa nerdeyse yarışacak kadar göçmenin yerleşmesine izin verilmesi muhakkak etkili olmuştur. Yine benzer bir şekilde, bu katliamı tezgahlayanlar yerel halkla göçmenleri birbirlerine düşürmeyi de hesaplamış olmalılar. Nitekim yayın yasağına rağmen (büyük ölçüde de bu yüzden) dolaşıma sokulan bazı dezenformasyon kokan söylentilerin çoğunda Reyhanlılarla göçmenler arasındaki gerginliğin öne çıkartıldığını görüyoruz.
Hükümetin Suriye'den kaçanları misafir etmesini doğru, silahlı muhalefete kucak açıp onlara imkan tanımasını yanlış buluyorum. Hele insani nedenlerle kabul edilen binlerce çaresiz Suriyeliyle Baas rejimini devirmek için silahlanan grupların içiçe tutulmasının yanlıştan öte tehlikeli olduğu uyarısını birçok kişi gibi ben de geçen yıl yapmıştım.
Yeni Hatay sorunumuz: İnsani olanla siyasi olan iç içe geçince

Hükümetin bu hatayı yapmış olması, kesinlikle Suriyeli göçmenlere karşı düşmanca tavırları haklı gösteremez, meşru kılamaz. İçlerinde kısmen doğruluk payı olabilir, ama çoğu uydurulmuş hikayelerle göçmenlerin kendileri için doğrudan tehdit olduğunu söyleyenlere inanmamız asla beklenmemeli. Ortada bir tehdit varsa siyasetçilerden kaynaklanıyordur ve siyasetçilerden hesap sormak yerine çaresiz insanlarla uğraşmak yanlış, ayıp ve utanç vericidir.

Süreç her şeye rağmen ilerliyor

Düne kadar Erdoğan Esad ile buluşup PKK'ya karşı ortak strateji geliştirmeye çalışırdı. Bugünse Erdoğan'ın doğrudan Esad'ı sorumlu tuttuğu katliam nedeniyle KCK (diğer bir deyişle PKK) ile BDP kınama ve başsağlığı mesajları yayınladılar. KCK'nın bölgedeki sorunların silahla çözülemeyeceği vurgusu ile BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın hükümete açık destek vermesi (ki sonradan AKP'nin Suriye politikalarını eleştirdi ama bu durum ilk mesajın etkisini kırmadı veya kıramadı) özellikle dikkat çekti. Başbakan'ın da katliam üzerine ilk yaptığı açıklamada "süreci sabote etmek isteyenler"e dikkat çekmesi manidardı. Kuşkusuz Reyhanlı katliamının çözüm süreciyle doğrudan bir ilişkisi olduğunu söylemek abartılı olacaktır ancak PKK ateşkes ilan edip silahlı güçlerini geri çekme kararı almamış olsa belki bu tür bir saldırı olmayacak veya olsa bile akla ilk olarak, her zaman olduğu gibi PKK gelecekti. Özetle son katliamla, çözüm sürecinin sadece Türkiye'nin değil Suriye'nin kaderini de birinci derecede etkieleyeceğini bir kez daha görmüş olduk.

Zamanlamanın anlamı

Özellikle AKP'nin iktidara gelmesinden sonra yaşanan başta terör eylemleri olmak üzere hemen hemen her kritik olayın hemen ardından yapılan ilk "analizler"de zamanlamaya dikkat çekilir. Bir parça tembellik, bir parça beceriksizlik ve bir parça da çaresizlik ürünü olan "zamanlama manidar" lafının hiçbir olayı sahiden açıkladığı da görülmemiştir. Fakat Türkiye büyük, karmaşık bir coğrafyanın ortasında sorunlara boğulmuş bir ülke olduğu için mutlaka "zamanlama manidar" cümlesini haklı gösterebilecek yaşanmış veya yaşanması muhtemel olay ve gelişmeler de vardır. Dolayısıyla bu tamamen işlevsiz klişenin daha çok kullanılacağı da aşikârdır. Nitekim Reyhanlı katliamı sonrasında da böyle oldu. Saldırının Erdoğan'ın Washington ziyareti öncesi ve Amerikan NBC televizyonuna verdiği mülakatın sonrasına denk gelmesi "manidar" bulundu. Ama en manidarı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da ilk iş olarak zamanlamaya dikkat çekmesi oldu. Saldırı bir hafta önce veya sonra yaşansaydı Davutoğlu benzer bir açıklama yapar mıydı bilemiyoruz ancak kendisinin yine saldırı sonrası, bundan hükümeti sorumlu tutanlara yönelik olarak "twitter hesaplarını biliyoruz" demiş olmasını da not ediyoruz.

------------------
Dizi: Reyhanlı katliamı üzerine notlar

Kaygı verici kayıtsızlık
Sorumluluğu çaresiz göçmenlere yıkmak yanlış ve utanç verici
Suriye’ye bakışta ifrat ve tefrit
Tevekkül ve intikam duyguları arasında sıkışmış bir kent
Reyhanlı’da tezgahlanan oyunu bozmak mümkün



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 Reyhanlı katliamı üzerine notlar/1 Kaygı verici kayıtsızlık 14.05.2013
2 Reyhanlı katliamı üzerine notlar/2 Sorumluluğu çaresiz göçmenlere yıkmak yanlış ve utanç verici 15.05.2013
3 Reyhanlı katliamı üzerine notlar/3 Suriye’ye bakışta ifrat ve tefrit 16.05.2013
4 Reyhanlı katliamı üzerine notlar/4 Tevekkül ve intikam duyguları arasında sıkışmış bir kent 17.05.2013
5 Reyhanlı katliamı üzerine notlar/5 Reyhanlı’da tezgahlanan oyunu bozmak mümkün 18.05.2013

Son makaleler (10)
19.07.2018 Müritleri de cezalandırmak doğru mu?
18.07.2018 Transatlantik: Rahip Brunson davası, Putin-Trump zirvesi & Menbiç’de son durum
17.07.2018 Dini grupların devletin hedefinde olmasının derin anlamı
16.07.2018 Devletin 15 Temmuzu, halkın 15 Temmuzu
12.07.2018 Adnan Oktar ve benzerlerine karşı ne yapmalı?
11.07.2018 Tanıdığım Adnan Oktar
11.07.2018 Transatlantik: NATO zirvesi, Putin-Trump görüşmesi & Türkiye’de yeni sistem ve Batı
10.07.2018 Bekir Ağırdır ile söyleşi: Ne yapmalı?
10.07.2018 Temel Karamollaoğlu ile söyleşi: 24 Haziran ve Saadet Partisi
10.07.2018 Yeni sistem, yeni bakanlar: Siyasete veda
19.07.2018 Müritleri de cezalandırmak doğru mu?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı