SANDIĞIN ARİFESİNDE 3 Referandum ve Kürt hareketi

09.09.2010 Vatan

Referandumda evet cephesi esas olarak MHP ve BDP tabanlarında gedikler açmak istiyor. Tabii birbirine zıt, dolayısıyla birbirini besleyen iki siyasi hareket (Türk ve milliyetçiliği) söz konusu olduğu için, evetçiler, özellikle de AKP kampanya sırasında yer yer ikili bir dil kullanmak zorunda kalıyorlar.

Daha önce de dile getirdiğimiz gibi, kampanyanın ilk günlerinde AKP’liler, CHP, MHP ve BDP’nin birlikte hareket ettiklerini, yani “ruh üçüzü” olduğunu söylüyorlardı. BDP’nin diğer iki parti gibi “hayır” değil de “boykot” kararında olması gerçeğini çarpıtma temelindeki bu yaklaşım, PKK’nın birden “eylemsizlik” kararı almasına pararlel olarak boykotun gevşeyebileceği, hatta tamamen kalkabileceği umuduyla büyük ölçüde askıya alınmıştı. Fakat zaman içinde BDP’lilerin geri adım atmaması, daha önemlisi İmralı ve Kandil’in “boykotun derinleştirilmesi” çağrısı yapmasıyla tekrar eski söyleme dönüldüğünü görüyoruz.
Boykot kime yarar?

Evetçiler boykotun hayırcılara, hayırcılar da evetçilere yaradığında ısrarlı. Bugün itibarıyla boykotun evet’in aleyhine olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz zira BDP’nin etkisi altındaki seçmenin ezici bir çoğunluğunun normal şartlarda bu paketi destekleyeceğini biliyoruz. Yine de boykotun referandumda neyi değiştirip değiştirmediğini anlayabilmek için 12 Eylül gecesini beklememiz şart. Eğer katılma oranı BDP’lilerin umduğu gibi epey düşük çıkarsa ve sandıktan az farkla hayır çıkarsa, işte o zaman BDP’nin (dolayısıyla Öcalan ve PKK’nın) ülkenin kaderini değiştirmiş olduğunu söyleyebileceğiz. Zaten Kürt siyasi hareketi bütün hesaplarını böyle bir sonuç üzerine yapıyor.
Fakat boykota rağmen sandıktan evet çıkarsa, hele hayır’lara epey bir fark atılırsa, AKP, Kürt siyasi hareketine koymuş olduğu mesafeyi daha da açabilir. Bütün bunlara ek olarak Güneydoğu’da katılımın, boykota rağmen normal düzeylerde seyretmesi halinde iktidar partisi BDP ve onun gerisindeki güçlere “size hiçbir şekilde ihtiyacım yok” diyebilecektir.

Farklı açmazlar

Bu referandumda AKP’nin en büyük açmazlarından biri şu: Evet’i garantilemek için Kürt seçmenin oyuna şiddetle ihtiyacı var. Fakat Kürt siyasi hareketiyle bir şekilde pazarlık ettiği, işbirliği yaptığı gibi bir imajın ortaya çıkması durumunda ülkenin Batısında, en çok da İç ve Doğu Anadolu ile Karadeniz’de ciddi oy kayıpları yaşayabilir. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, siyasi temsilcilerini baypas ederek doğrudan Kürt seçmene seslenmeye çalışıyor.
BDP’ninse birçok açmazı bulunuyor: Örneğin daha önce sine-i millet kararında olduğu gibi Öcalan son dakikada boykot kararından vazgeçilmesini dayatabilir. Her ne kadar bu ihtimal her geçen gün azalıyor olsa da yine de belli olmaz. Örneğin PKK içinden bazı unsurlar, eylemsizlik kararına rağmen şu ya da bu bahaneyle her an bir terör eylemi gerçekleştirebilirler. Ama en önemli açmaz, BDP tabanının 12 Eylül Anayasası’nda yapılacak her türlü desteğe baştan sıcak bakmasıdır. Yani BDP yönetimi seçmenini ikna etmekte yer yer zorlanabilir.

Son bir not: Her ne kadar evetçi medya epey abartsa da, AKP’nin, bazı meslek kuruluşları yöneticileri ve PKK dışındaki kimi Kürt milliyetçilerini evet saflarına çekmesinin nispi bir etkisi olacağını düşünüyorum. Adı geçen kişilerin neredeyse hiçbirinin Kürt siyasi hareketinin anaakımıyla organik bir ilişkisi yok. Fakat şunu tekrarlamakta da yarar var: Güneydoğu’da referandumu boykot edecek seçmenin hatırı sayılır bir bölümü bunu canı gönülden değil de tatsız bir vazifeyi yerine getirir gibi yapacağa benziyor.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 SANDIĞIN ARİFESİNDE 1 Referandum ve sol hareket 07.09.2010
2 SANDIĞIN ARİFESİNDE 2 Referandum ve ülkücü hareket 08.09.2010
3 SANDIĞIN ARİFESİNDE 3 Referandum ve Kürt hareketi 09.09.2010
4 SANDIĞIN ARİFESİNDE 4 AKP'ye rağmen evet'e karşı 'AKP yüzünden hayır' 10.09.2010

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı