Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (9)

10.07.1995 Milliyet

Yayınlanamayan Bildirge

Refah Partisi kitleselleşmek amacıyla, yıllardır ihmal ettiği kadınları ön plana çıkardı; solun boşluğunu doldururcasına kent yoksullarına yöneldi; orduya sıcak mesajlar yolluyor... Bu örnekler çoğaltılabilir. RP’yi bu rotaya esas olarak "yenilikçi” kanat çekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Necmettin Erbakan sonrasının önde gelen RP genel başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu kanatın bir numaralı ismi olduğu biliniyor.
Ama sıra Alevilere gelince durum epey değişiyor. Erdoğan Karacaahmet'teki cemevini dozerlerle yıkmaya kalktı. Tartışmalar sırasında ise “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben de Aleviyim” dedi. İlk bakışta Alevilerin gönlünü almaya yönelikmiş gibi gözüken bu sözler, aslında yüzyıllar içinde oluşmuş Alevi kimliğini inkâr etmenin, en azından görmezden gelmenin özlü bir ifadesinden başka bir şey değildi.
Erdoğan’ın (hukuki gerekçeler ileri sürmüş de olsa) bir cemevine bile tahammül edememesi, RP’nin son dönemde “çok-hukukluluk” önermesi çerçevesinde geliştirmeye çalıştığı "çoğulcu" ve “özgürlükçü” söyleme gölge düşürdü; bunun sınırlarını gösterdi. Sıvas katliamıyla iyice tırmanan Alevi hareketi - İslami hareket gerilimini had safhaya vardırdı.

ORTAK BİLDİRGE
Artık çıkmayan "İmza” adlı İslamcı derginin yazarlarından Müfit Yüksel anlatıyor: “Sıvas faciasından bir ay sonra Mazlum-Der’e (İslami eğilimli insan haklan kuruluşu) Sıvas olaylarının kınanmasını da içeren kapsamlı bir Alevi-Sünni ortak bildirgesinin hazırlanıp, kendilerinin öncülüğünde yayınlanmasını talep ettik. Bu suretle özellikle Sıvas’taki olayın etkisiyle artan toplumsal gerilimin yumuşatılmasına katkıda bulunacağımızı umuyorduk. 6 sayfalık bir metin hazırladım.
Önce, Ankara Hacı Bektaş Veli Kültürünü Tanıtma Derneği’ne götürdüm. Ufak bazı değişikliklerle Başkan Ahmet Şahin ve Başkan Yardımcısı Ahmet Özcan Dede dahil beş yönetim kurulu üyesi Alevi olarak kendi adlarına imzalarının bulunmasını kabul ettiler. İslamcı kesimden de belirlediğimiz bazı kişiler hariç, imzalarının bulunmasını isteyenler oldu. Bunun üzerine bildirge metni nihai haline getirildi. Ancak Mazlum-Der’den Mehmet Pamak’ın sert tepkileri üzerine şevkimiz kırıldı, yayınlayamadık. Pamak, böyle ortak bir bildirgenin, Alevi Bektaşi kesimi diğer müslümanların gözünde meşrulaştıracağını ve bunun Alevi-Bektaşileri müslüman gösterme gibi bir ‘vebal’e neden olacağını söylüyordu."
ODTÜ Sosyoloji bölümünde master yapan ve bir süredir sürdürdüğü Alevilik üstüne çalışmalarını yakında kitaplaştırmayı düşünen Yüksel, yayınlanamayan bildirgenin içeriğini şöyle özetliyor:
“Bildirgede, her iki kesimin de müslüman olduğu, Alevilik-Bektaşiliğin daha geniş ve kendine özgü anlamda bir tarikat-tasavvuf örgütlenmesi olduğu, Sünni kesimle ciddi ortak paydaları bulunduğu vurgulanıyordu. Ayrıca Osmanlı döneminde, özellikle II. Mahmut zamanındaki baskı ve tenkil hareketleri kınanıyordu. Diyanet’in ne Alevileri, ne Sünnileri temsil etmediği, sadece devleti temsil ettiği söyleniyordu. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin 677 sayılı kanunun kaldırılması gereği belirtildikten sonra Sıvas olaylarının kınanmasıyla bildirge sona ermekteydi."

REFAHIN ÇABASI
RP’nin Alevilere yönelik net bir stratejisi olduğu söylenemez. RP, iktidara gelmek için bir kısım Alevi oyuna da muhtaç. Bu amaçla RP’nin “Sünni partisi” imajını terk etmesi gerekiyor ki bu neredeyse imkânsız.
Oy almanın dışında, iktidara gelmelerini engellemek isteyenlerin Alevileri kullanma yoluna gitme ihtimali de RP yönetimini endişelendiriyor. Bu nedenle RP, Alevileri en azından tarafsızlaştırmak istiyor. Bunun için Alevi kimliğini "kayıtsız şartsız” tanıma ve bu konuda samimi olduğunu kanıtlamak zorunda. Ancak RP’yi bu günlere getiren ana gövdenin, böylesine ciddi bir adıma itiraz etmesi kuvvetle muhtemel.
Dolayısıyla RP’nin elleri kolları bağlı. Melih Gökçek’in Muharrem ayında Ankara Belediyesi’nin Alevi çalışanlarına iftar yemeği vermesi; bazı RP’li belediye başkanlarının asfalt çalışmalarına Alevi mahallesinden başlaması, birkaç Alevi kökenlinin RP’ye katılımının büyük gürültülerle sunulması gibi örnekler bu partinin Alevilere sempatik görünme çabasının ürünleri. Ancak bu çabanın esas olarak kısa vadeli hesaplara yönelik olduğu, köklü ve kalıcı bir stratejiye işaret etmediği gözleniyor.

DÖRT EĞİLİM
Tıpkı radikal sol ve PKK gibi, İslamcılar da yükselen Alevi hareketini, birtakım odakların kendilerinin önünü kesmek için tezgâhladığı bir komplonun ürünü olarak görmüşlerdi. Hareketin büyük bir hızla gelişimi komplo teorilerini geçersiz kılınca İslamcılar ne yapacaklarını bilemez hale geldi. Şu aşamada İslamcıların Aleviliğe bakışında şu eğilimler dikkati çekiyor:
1) Alevileri Sünnileştirmeyi hedefleyen geleneksel çizgi. Daha önce sözünü ettiğimiz bu çizgi, bütün çabalara rağmen sonuç vermediği için eski ağırlığını yitiriyor,
2) Aleviliği mezhep değil bir tarikat olarak görme çizgisi. "Sünnileştirme" politikasının yerini almaya aday bu yaklaşımın sahipleri Sünni tasavvufuyla Alevi-Bektaşilik arasındaki paralellikleri ön plana çıkartıyorlar. Bu noktada Hoca Ahmet Yesevi’ye sembol bir isim olarak sıklıkla başvuruluyor.
3) Alevi kimliğini olduğu gibi kabul etme çizgisi. Bu çizginin İslamcılar arasında herhangi bir şekilde kabul gördüğünü söylemek imkânsız gibi.
4) Aleviliği Şiileştirme çizgisi. Bir sonraki bölümde geniş olarak ele alacağımız bu çizgi, İran etkisindeki radikal gruplar başta olmak üzere bazı İslami çevrelerde etkisini koruyor. Ancak Osmanlı özlemini taşıyan ve/veya Türk milliyetçiliğine yakın olan çevreler bu yaklaşıma şiddetle karşı çıkıyor.

*

“Yol bir, sürek binbir” – Ersel Ergüz (9)
Aleviliğin Kurumları


Anadolu folklorunda ocakla ilgili sayısız inanış vardır. Ocak evin dirliğini sağlar. Su dökerek ocak söndürmek uğursuzluk getirir. Evi yıkılanın ya da yeni bir eve taşınanın ilk yaptığı iş, ocak taşı almaktır...
Aleviler için ise, ocak çok daha ötesini, bir örgütlenme modelini ifade eder. Alevi köy ve obaları, kutsal saydıkları, kendilerinden uzakta bir ocağa bağlıdır. Ocakların başında dedeler bulunur.
Nejat Birdoğan, bu örgütlenme modelinin, Şamanlığın ve daha sonraki Animizmin (ruhlar inancı) tüten ocaklara kutsallık veren “ocak kültü” üzerine kurulu olduğu sonucuna varır. Ona göre ocaklar, Horasan’dan Anadolu’ya gelen din ulularının öldükten sonra da anılmalarını sağlamak için, mezarlarının türbelere dönüştürüldüğü yerlerdir.
Ocaklar sadece dinsel ve kültürel ihtiyaçlardan kaynaklanmaz. Sünni devlet baskısına karşı bir korunma çaresidir de. Kızılbaşlar baskı dönemlerinde, ocaklar sayesinde varlıklarını koruyabilmişlerdir. Köylerin ve obaların dedelere, dedelerin ise mürşid ve pir ocakları şeklinde birbirlerine bağlı olduğu bu ağ, Alevi topluluklarını, her zaman için birbirinden haberdar etmiş, bugüne ulaştırmıştır. Dede ocakları Cemal Şener’in deyişiyle, Anadolu Alevilerini koruyan, saklayan, eğiten ve yaşatan yeraltı üniversiteleridir.

HUKUK DÜZENİ
İçine kapalı Alevi toplumu, “düşkünlük” adı verilen özgün bir yargı kurumu oluşturmuştur. Hak aramayı kadı kapısına düşmeden çözümlemeyi esas kabul eden Aleviler, Sünni devletin baskılarıyla boğuşurken, içlerinden birinin toplum düzenini bozmasını hoşgörüyle karşılamazlar. "Düşkünlük” kurumu, suç işleyenlere karşı uygulanan toplumsal bir boykottur. Düşkünle selâmlaşılmaz, evine gidip gelinmez, bayramlaşılmaz. Yalnızca cenazesi kaldırılır. Kimi bölgelerde cenaze namazı bile kılınmaz.
“Düşkünlük”, işlenen suçun niteliğine göre ikiye ayrılır: geçici düşkünlük ve sürekli düşkünlük.
Geçici düşkünlükte kişi bir süre için toplum dışına itilir. Verilen cezaya katlanmaktan başka çaresi yoktur. “Yoldan düşme” diye de adlandırılan sürekli düşkünlükte ise kişi o diyarı terk etmek zorunda kalır. Kuran’da evlenilmesi yasak olan kişilerle evlenmek, ikrardan (tarikata girmek için verilen söz) dönmek ve zina suçları, sürekli düşkünlük cezasıyla sonuçlanır.
“Görgü cemi”, ergin kişinin bir yıl içinde yaptıklarının sorgusunu oluşturur. Verilecek ceza, dedenin ve toplumun sağduyusuna bırakılmıştır. Ancak kişinin eleştiri oklarına hedef olması her türlü cezanın ötesindedir.
Dede, bazı durumlarda ceza verme ya da bağışlama yetkisini kendisinde görmezse, olayı, adeta bir üst mahkeme görevi üstlenen “düşkünler ocakları”na intikal ettirir. Bütünüyle Anadolu Alevilerine özgü olan "düşkünlük” kurumunu, Hıristiyanlıktaki afaroz uygulamasına benzetenler de çıkar.

ÖZ KARDEŞTEN İLERİ
Musahiplik (yol kardeşliği) Alevilikteki en önemli dayanışma kurumudur. Bu, iki erkeğin birbirini kardeş sayması, dolayısıyla iki ailenin akrabalığıdır. Musahipler birbirlerinin eşlerini “bacı” olarak görür.
Aleviliğin “ahiret kardeşliği” olarak da tanımlanabilecek bu özgün dayanışma kurumu, dinsel törenlerin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Musahip tutmak, toplumun doğal üyeliğinden, resmi üyeliğine geçmek, yani Hak yoluna girmek için şarttır.
Evli, aynı yaşlarda ve benzer karakterde olmak, aynı yerde yaşamak aranan başlıca şartlarıdır. Sonradan kazanılmış bir akrabalık türü olmasına karşın, musahiplik öz kardeşlikten daha ileridir. Kardeş çocukları birbirleriyle evlenebilirken, musahiplerin çocukları evlenemez. Musahipler birbirlerinden sorumludur. Birinin işlediği suç diğerinin de suçudur.
Musahiplerin ayrı gelir düzeylerinden gelmesinin kibri törpüleyeceğine inanılır. Bu, bir bakıma sınıfsal yapıdaki uçurumun kapatılması çabası olarak da yorumlanabilir.

*



DEDE KİMDİR?
Alevilikte, seyyid olduklarına inanılan, yani soylarının Hz. Ali’ye, dolayısıyla da Hz. Muhammed’e ulaştığı kabul edilen dinsel önderlere dede adı verilir. Dedelik tanrı vergisidir, soydan sürmedir, “Babagan” kolunun aksine eğitimle kazanılmaz. Ayin-i cem yönetmek gibi dinsel görevlerin yanı sıra toplumsal yaşamda da büyük fonksiyonları vardır. Örneğin taliplerinin arasındaki anlaşmazlıkları çözümler.

Yazının orjinal hali




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi ( EK) Fethullah Gülen: “Bütün Alevilerin ayaklarının altına başımı rahatlıkla koyabilirim” 14.07.1995
2 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (1) 02.07.1995
3 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (2) 03.07.1995
4 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (3) 04.07.1995
5 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (4) 05.07.1995
6 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (5) 06.07.1995
7 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (6) 07.07.1995
8 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (7) 08.07.1995
9 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (8) 09.07.1995
10 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (9) 10.07.1995
11 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (10) 11.07.1995
12 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (11) 12.07.1995
13 Değişim Sürecinde Alevi Hareketi (12) 13.07.1995

Son makaleler (10)
02.06.2021 Erdoğan karşıtlığı doğru mu?
02.06.2021 Kayıp 128 milyar dolardan 10 bin dolar aylığa cevaplanmayan sorular
30.05.2021 Sedat Peker videolarından sonra Türkiye: Ruşen Çakır ve Ahmet Şık
27.05.2021 Erdoğan, Akşener’den neden korkuyor?
26.05.2021 Erdoğan tercihini Soylu'dan yana yaptı: Sedat Peker şimdi ne yapacak?
23.05.2021 Sedat Peker’in yedinci videosu: Uyuyan dev uyandırılınca...
20.05.2021 Sedat Peker’in altıncı videosu: Kim pis kim temiz?
17.05.2021 Neden kapanmıştık, neden açılıyoruz?
15.05.2021 Türkiye’de milliyetçilik ve muhafazakârlık: Ruşen Çakır, Tanıl Bora ve Kemal Can tartışıyor
14.05.2021 Sedat Peker solcu mu oldu?
02.06.2021 Erdoğan karşıtlığı doğru mu?
15.03.2021 Turkey’s search for an antithetical foreign policy
27.01.2021 Ceux qui prennent leur distance avec le HDP
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı